Estetik Diş Hekimliği


Estetik Diş Hekimliği Porselen Kuronlar, Zirkon Kuronlar, Lamineted Veneer kuronlar ve Diş beyazlatma alanlarını kapsayan bir bilim dalıdır.

Kişinin dişlerinde sarılık var ise diş beyazlatma yapıyor. Kişinin dişlerin de aralık var ise lamina uygulanıyor. Bazı vakalar kombine ediliyor. Diş eksikliği var ise eksik dişlerin yerlerine implant uygulanıyor.

Gerektiğinde ortodonti uzmanı vasıtasıyla dişlerde çapraşıklıklar varsa teller takılıp düzeltiliyor, gerektiğinde diş beyazlatma ile birlikte bonding uygulaması yapılıyor ve bir çok branş bir araya gelerek estetik diş hekimliği oluşuyor. Estetik Diş Hekimliğinde amaç sağlıklı ve estetik gülüşler sağlamak. Dişler Gülüşümüzün aynasıdır. Dişler insanı daha genç ve daha yaşlı göstermede etkendir.

Bir bayana erkeksi bir diş yapılırsa daha agrasif ve sert görünebilir. Yapılacak dişin yüzün, çenenin duruşuyla ve dudakları ile uyum içerisinde olması çok önemlidir.

Diş ve Yüz Estetiğinde Altın Oran

Estetik güzelliği, güzellik ise mükemmelliği çağrıştırır. Güzellik, zamana göre değişen ve hepimizi etkileyen bir kavramdır. Ölçülemeyen ve sabit olmayan bir kavram olmasına rağmen bunun bir formülü vardır. Biz bu etkileyici formüle “Altın Oran” diyoruz. Leonardo Da Vinci eserlerinin ve tablolarının birçoğunda bu formülü uyguladığı için “Da Vinci” yöntemi diye anılır.

Altın Oran; uzun kenarın kısa kenara bölünmesinden çıkan 1,618 sayısıdır. Bu bir hayal gücünün ürünü değil, doğanın denge yasalarının bir uyumudur. Doğada ay çiçeği, salyangoz, çam kozalağı, kelebek kanadı, örümcek ağı, spiral galaksiler, DNA sarmali, kar kristalleri, fillerin dişleri, papağanın gagaları gibi yüzlerce binlerce örnekteki ortak özellik nedir? Altın Oran. Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar, araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın orana göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar. M.Ö. 2500 yıllarında Mısır’daki piramitler yapılırken altın oran kullanılmıştır. Leonardo da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın orana göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert’te de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır. Mimar Sinan’ın eserleri, Abdülhamit’in tuğrası, altın oran çalışmalarının muhteşem örneklerindendir.

Ayrıca ideal ve estetik insan vücudunda:

  • İnsan boyunun uzunluğu, göbek ile ayak arası uzunluğa oranı
  • Parmak ucu-dirsek arası/el bileği-dirsek arası oranı
  • Omuz hizası-başucu/kafa boyu oranı
  • Göbek-başucu/ omuz-başucu oranı
  • Göbek-diz/diz-ayakucu oranı
  • Yüzün boyunun/yüzün genişliğine oranı
  • Üst dudak-kaşların birleşim yeri arası/burun boyuna oranı
  • Ağız boyunun/ burun genişliğine oranı
  • Burun genişliğinin/burun delikleri arasına oranı
  • Göz bebekleri arasının/kaşlar arasına oranı 1,618 çıkmaktadır.

M.Ö. 500′lü yıllarda yaşamış olan tüm zamanların en büyük matematikçilerinden biri olan Pisagor (Pythagoras), altın oranla ilgili aşağıdaki düşüncelerini dile getirmiştir: “Bir insanın tüm vücudu ile göbeğine kadar olan yüksekliğinin oranı, bir pentagramın uzun ve kısa kenarlarının oranı, bir dikdörtgenin uzun ve kısa kenarlarının oranı, hepsi aynıdır. Bunun sebebi nedir? Çünkü tüm parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın küçük parçaya oranına eşittir.” Bu sorunun cevabı, Fibonacci isimli İtalyan matematikçinin bulduğu bir dizi sayıda gizlidir. Fibonacci sayıları olarak da adlandırılan bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin, kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.

Yüzdeki tüm organlarla dişler arasında da bir uyum ve ölçek oranı vardır. Bu oranlar sadece dişlerin genişliğini kapsamaz aynı zamanda dudaklar ve ağız dikey yüksekliğini ve buna bağlı yüz yüksekliğini de kapsar. İnsan yüzündeki estetik algılama birçok organın uyumuna bağlıdır.

Üst ön dişler estetiği belirlemede önemli rol oynar. Yüzdeki birçok organla orantısı olan bu dişler aynı zamanda alt üst çene arasındaki ileri geri ilişkiyi de belirler. Bu dişlerin eksikliğinde rehber olarak yüzün ve ağzın diğer organları alınır. Dünyada estetik görünüme sahip binlerce ağız üzerinde yapılan ölçümler belirli sabit değerlerin ağız ve yüz denkleminde ortaya çıktığını gösterir. İşte bu sabit değerler, dişler için de aynıdır ve altın oran olarak tanımlanır.

İşte altın oranla planlanmış estetik bir gülümsemenin değerleri:

  • Altın orana göre yan kesici dişler 1 birim kabul edilirse, üst ön kesici dişin yan kesici dişten 1.618 oranında büyük olduğu görülür.
  • Yan kesici diş diğer yanında bulunan köpek dişinden 1.618 kat daha fazla gülümseme sırasında görünür.
  • Aynı şekilde köpek dişi, küçük azı dişinden 1.618 oranında daha fazla görünmelidir.
  • Üst ön 6 kesici dişin, alt ön kesici dişlere oranı da altın oranı vermektedir.
  • Her diş kendi içinde kıyaslama yapıldığında altın orana ulaşılır. Gözün uzunluğu ile gülümseme sırasında ortaya çıkan mesafe oranlandığında da aynı rakama ulaşılır.

Sonuç olarak, yüz ve diş estetiğinde altın orana dikkat edilirse, estetik bir gülümseme elde edilir. Tabii ki buna ruhsal güzellikle birlikte içten bir gülüş eklenirse tam yüz güzelliği tamamlanmış olur.

Porselen Kuronlar

Porselen Kuronlar


Kuron ve köprü nedir?

Kuron: Çürük kırık veya başka bir nedenle aşırı madde kaybı olan dişlerin küçültülüp kaplanması işlemidir.

Köprü: Bir veya birden fazla diş eksikliğinde, komşu dişlerin küçültülüp, bunlara gelen özel kaplamalardan destek alınarak ara boşlukların doldurulması işlemidir.

Herhangi bir nedenle diş kaybı meydana geldiğinde komşu dişlerde bu boşluğa doğru hareket başlar. Bunun sonucunda yandaki dişlerde dişeti problemleri, bu boşluğa devrilmeye başlı kemik kayıpları, estetikte bozulma ve çiğneme kuvvetlerinde değişiklikler meydana gelir. Eğer uzun süre bu boşluk implant ya da köprü ile restore edilmezse bu komşu dişlerde de kayıplar olabilir.

Metal destekli kuron ve köprüler

Altyapı olarak standart metal veya değerli metal alaşımlar kullanılabilir. Altın diş hekimliğinde kullanılan maddeler içinde, diş ve dişeti ile uyumlu en kıymetli malzemelerden biridir. Bu yüzden değerli metal kullanılarak yapılan uygulamalar ile daha sağlıklı ve estetik sonuçlar elde edilir.

Bu kaplamalar bittiğinde var olan doğal dişlerim ile arasında renk farkı olacak mı?

Hayır olmayacak çünkü aşağıda da resmini gördüğünüz çok geniş bir renk skalasından bakarak gerçek diş renginize en uygun diş rengini tespit ediyoruz. Bu tespit ettiğimiz rengi de kaplamalarımızda kullanıyoruz.

Metal desteksiz full porselen kuronlar

Güçlendirilmiş porselenden yapılırlar. Kuronların görüntüsünü pek çok şey etkilese de en önemlisi ışığa verdikleri tepkidir. Doğal dişler ışığı geçirir. Bunun sonucu olarak da dişte derinlik ve canlılık ortaya çıkar. Metal desteksiz porselen kuronların (full porselen) ışık geçirme özelliklerinden dolayı, derinlik ve canlılıkları daha fazladır böylece doğal dişe en yakın sonuçlar elde edilir.

Full porselenler ışığı geçirdiklerinden doğal diş yapısına çok benzer bir estetik oluştururken, çok iyi yapılmış bile olsa metal porselenlerde bir donukluk ve yapaylık vardır. Bu nedenle özellikle ön dişlerde full porselenler tercih edilir.

Metal destekli porselenler bazı ışıklarda (disko, fotoğraf makinası flaşı vb) ağızda yokmuş gibi koyu renk bir boşluk görüntüsü verirler. Full porselenler ise aynı doğal diş gibi her türlü ışığı geçirirler.

Metal destekli porselenler mekanik olarak dişe yapıştırılırlar. Full porselenler ise mekanik ve kimyasal olarak dişe tutturulur. Bu yüzden metal desteklilere göre tutuculukları çok daha yüksektir.

Alt yapısında metal olmadığı için kuron - diş eti hizasında koyu renk bir çizgi olmaz. Daha estetik bir görüntü sağlanır.

Diş eti çekildiğinde, full porselenler estetik görünümlerini korurlarken, metal porselenler diş ile birleştikleri bölgede kötü bir görüntü oluştururlar.

Alt yapıda kullanılan bazı metallere karşı (nikel vb.) oluşabilecek allerji riski full porselenlerde yoktur.

Metal desteksiz IPS köprüler

Güçlendirilmiş porselenin özel makinalarda sıkıştırılması ile elde edilir. Özellikle ön dişlerde, ışık geçirgenliğinin çok iyi olmasından dolayı tercih edilir. Arka bölge için çiğneme kuvvetlerine karşı yeterince dayanıklı değildir.

Read more

Zirkon Kuronlar

Zirkon Kuronlar


Bu sistemde alt yapı olarak metal yerine beyaz bir renk olan zirkonyum alaşım kullanılır. Sistemin en büyük avantaji, ulaştığı çok yüksek dayanıklıkla, arka bölgedeki köprülerde tam estetik bir görünüm sağlamaktır.

Bu tip porselen kaplamalarda alt yapıda bulunan zirkonyum metal kadar yüksek bir dirence sahiptir. Zirkonyum akıllı seramikleri vücudumuzla mükemmel biyo uyum ve doğal görünüm sağlarlar.

Herhangi bir nedenle diş kaybı meydana geldiğinde komşu dişlerde bu boşluğa doğru hareket başlar. Bunun sonucunda yandaki dişlerde dişeti problemleri, bu boşluğa devrilmeye bağlı kemik kayıpları, estetikte bozulma ve çiğneme kuvvetlerinde değişiklikler meydana gelir. Eğer uzun süre bu boşluk implant yada köprü ile restore edilmezse bu komşu dişlerde de kayıplar olabilir.

Yüksek teknoloji ürünü olan ve dayanıklılığını uzay mekiklerinde ısı kalkanı, spor arabalarda fren diski olarak kanıtlamış olan Zirkonyum oksit artık dişhekimleri tarafından da kullanılmaktadır. Zirkonyum akıllı seramikleri uygulamasıyla dişhekimliği için geliştirilen bu teknolojik seramiğin prostetik tedaviye katkısı büyüktür.

Zirkon porselen, mekanik ve kimyasal olarak dişe tutturulur. Bu yüzden metal desteklilere göre tutuculukları çok daha yüksektir. Alt yapısında metal olmadığı için kuron-dişeti hizasında koyu renk bir çizgi olmaz. Daha estetik bir görüntü sağlanır. Dişeti çekildiğinde, zirkon porselenler estetik görünümlerini korurken, metal porselenler diş-dişeti birleşiminde kötü bir görüntü oluştururlar.

Alt yapıdada kullanılan bazı metallere karşı oluşabilecek allerji riski porselenlerde yoktur. Zirkon porselenler ısıyı iletmezler. Metal desteklilerde olduğu gibi ısı hassasiyeti oluşmaz. Dezavantajı ise maliyetidir. Metal desteklilere göre maliyeti daha yüksektir. Ayrıca çok uzun diş eksiklikleri, alın üst çene ilişkisi çok bozuk olan durumlar, dış gıcırdatmaya ve diş sıkma alışkanlığı sağlayabilir.

Read more

Laminate Veneer Kuronlar

Laminate Veneer Kuronlar


Laminat kaplama (dental veneer) nedir?

(Laminey, Lamine ya da lamina olarak da bilinir.) Görünüşünüzü olumsuz yönde etkileyen bir çok diş bozuklukları için kozmetik çözümdür. Laminat kaplamalarda temel olarak estetik sorunları olan ön dişlerde, porselenden hazırlanan tabakanın dişlerin ön yüzlerine yapıştırılmasıyla bu sorunların giderilmesini amaçlayan bir tedavi şeklidir. Çoğu durumda sağlam yapıları ve bozulmayan renkleriyle dişlere doğal bir güzellikle birlikte, doğal bir işlev kazandırmak için yeterlidirler.

Porselenden imal edilen bu kaplamalar ince, yarı geçirgen bir tabakadır. Mevcut bir diş üzerine uyum ve hassasiyetle hazırlanıp yerleştirilirler. Dişin ön yüzü ile kaplamanın iç yüzü özel bir rezinle (yapıştırıcı bir ara madde) yapıştırılır. İşlem bittiğinde bunların kaynaşması beklenir.

Hangi durumlarda laminat tedavisine başvurulur?

Laminat kaplamalar temel olarak, renk değişikliklerinin giderilmesi ve belli bir dereceye kadar şekil düzeltilmesi amacıyla yapılabilirler. Başlıca uygulama alanları şu şekilde özetlenebilir:

  • Renklenmelerde, bleaching (diş beyazlatma) gibi metotlarla sonuç alınmayan ileri derecedeki antibiyotik, flor vb. lekelerinde kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında,
  • Ayrık dişleri bitiştirmede (diastema kapama),
  • Kırık veya aşınmış dişlerin restorasyonunda
  • Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde
  • Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak) bir alternatif olabilir.

Laminat tedavisinden kimler yararlanamaz?

Çene bozuklukları, tırnak yeme, kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar ileri derecede dişeti tahribatlarının mevcut olduğu durumlarda uygulanmaz.

Laminat tedavinin klinik uygulama aşamaları kısaca nedir?

Öncelikle dişiniz işleme hazırlanır, üzerindeki artıklar temizlenir. Ardından dişinizin tam bir kopyasını elde etmek için ölçü alınır. Porselen malzemeden dişinize yapıştırılacak olan tabaka hazırlanır. Son olarak da, adeziv sistemlerde (bonding) olduğu gibi, laminatlar da mevcut dişin yüzeyine rezinle (yapıştırıcı bir ara madde) kaynaştırılır.

Laminatlar uzun ömürlü müdür? Dayanıklı mıdır?

Laminatlar iyi bir ağız bakımıyla yıllarca sorunsuz olarak kullanılabilirler. Çünkü diğer adeziv sistemlerden (bonding) daha üstün özelliklere sahip porselenden imal edilmişlerdir. Lekelenme ve aşınmaya karşı daha dirençlidirler. Ömürlerini uzatmak için ağız bakımına dikkat etmek gerekir. Ayrıca, çok sert gıdaları ısırmaktan, tırnak yemek gibi kötü alışkanlıklardan kaçınmak gerekir.

Laminate veneer'in avantajları nelerdir?

  • Küçük bir müdahale ile sağlıklı ve doğal bir görünüş elde edilir,
  • Dişinizde sadece, tırnak genişliğinde bir yuva açılması (ki bu da her zaman gerekmeyebilir) yeterlidir,
  • Sağlam, renkleri bozulmayan ve dayanıklı malzemelerden üretilirler.
  • Dişlerinizin doğal yapısı bozulmadan istediğiniz estetik özelliklere sahip olması sadece lamineyt veneer ile mümkündür. Diş üzerinde ya hiç bir değişiklik yapılmaz ya da az bir düzeltme ile sonucun daha düzgün olması sağlanabilir. Zaten diş üzerinden kaldırılan miktar 0,3-0,7 mmile sınırlı oluyor. Böylece hiç bir dişin kesilmesine (küçültülmesine) gerek kalmıyor.
  • Tedavinin laboratuvar aşaması sadece 3-4 gündür. Ancak dudaklarınızın yeni görünümünüze uyum sağlaması 3-4 haftayı bulabiliyor. bu uyum süresince bazı dudak egzersizleri ve okuma tavsiye ediyoruz. bu süre sonunda yüzünüzle tamamen bütünleşmiş ve yapay olduğu kesinlikle farkedilmeyen yeni dişlerinizi kullanabilirsiniz.
  • Porselen yüzeyleri son derece pürüzsüz olacağı için sigara ve benzeri sebeplerden kaynaklanan lekelenmeleri ve diş taşı oluşumlarını minimuma indirir.
  • Kahve, çay, sigara gibi dış etkenlerle renk değiştirmez.
  • Materyal olarak oldukça kırılgandır. Fakat, mineye tam olarak yapıştırıldığında, germe ve çekme kuvvetlerine karşı direnci çok yükselir. Sözgelimi, yapışmış bir veneer'ı dişten bütün olarak sökmek mümkün değildir. Ancak elmas frezlerle diş yüzeyinden aşındırarak uzaklaştırılabilir.
  • Aşınmaya karşı direnci yüksektir.

Laminate veneer'in dezavantajları nelerdir?

  • Diğer restorasyonlara göre sağık açısından üstünlükleri vardır. Ancak diğerlerine kıyasla biraz daha pahalı bir sistemdir.
  • Hassas bir tekniktir. İyi bir klinik ve laboratuar çalışması gerektirir. Hekimin ve diş teknisyeninin bu konu üzerine teknik bilgisinin ve artistik yeteneğinin tam olması gerekir.

Read more

Pembe Estetiği

Pembe Estetiği


Estetik Diş Hekimliğinde son dönemlerde uygulanan bir başka yöntem ise pembe estetik uygulamasıdır. Pembe Estetik uygulaması kişinin diş etleri eğer çok fazla görünüyorsa lazer ile 15-20 dk gibi çok kısa bir sürede kansız bir uygulama ile diş etleri yukarı doğru çektirilebilir. Pembe estetike ihtiyacı olan bireylerin dişleri genelde kısadır bu sebeple diş eti estetiği dediğimiz bu uygulamaya ihtiyaç duyulur. Uygulama sonrasında uzun görünen diş etleri kısalıp dişlerin uzunluk mesafesi artmış oluyor. Böylece kişi daha rahat gülümseyebiliyor.

Dişler, birbirleri ve onları çevreleyen yumuşak dokular ile uyumlu olarak dizilmiştir. Güzel bir gülüşün temel elemanları dişlerdir ve dolayısıyla diş şekilleri ve anatomik özellikleri hakkında kapsamlı olarak bilgi sahibi olmak, tüm tedavilerin temelini oluşturur. İyi tasarlanmış bir gülüşün nasıl olması gerektiği hakkında daha fazla fikir sahibi olabilmek için, yüz hatlarının iç ve dış kenarları incelenmelidir.

Yüz hatları, cinsiyet, yaş, gülüş simetrisi, dişlerin sıralanışı ve renkleri, dudaklar ile diş etleri estetik gülüş ifadesini belirleyen faktörlerdir. Gülüş tasarımında tüm bu faktörler göz önüne alınarak dişlerin formu belirlenir.

Read more

Diş Beyazlatma

Diş Beyazlatma


Dişler Neden Renklenir?

Dış kaynaklı renklenmede boyar maddenin rengi ile dişteki renklenme benzerdir. Yiyeceklerin ve içeceklerin de boyar maddeleri doğrudan diş yüzeyine tutunabilir. Bu durumda ağıza alınan yiyecek ile renklenme benzer renktedir.

Dış kaynaklı renkleşmelerin en önemli sebebi, boyar madde içeren yiyecek ve çay, kahve, kola gibi içeceklerin sık tüketilmesidir. Bu şekilde mine yüzeyinde açık kahverengi-siyah renklenmeler görülür. Sigara, pipo kullanımı ile daha çok servikal bölgelerde sarımsı kahverengiden siyaha kadar oluşabilen renkleşmeler oluşabilir. Tütün çignenmesi ise minedeki mikro çatlaklarda koyu renk oluşumuna ve yumuşak doku hasarlarına sebep olur. Mikroçatlaklarda oluşan renklenmelerin giderilmesi hemen hemen imkansızdır.

Bazen dişe sürmeden önce renklenme oluşabilir. Boyar maddeler diş yapısını etkilemişlerdir, ve bu renklenmeler iç renklenmelerdir. İç renklenmeler dişlerin gelişimi sırasında alınan tetrasiklin, fluorür gibi bazı ilaçlardan, diş gelişimi döneminde geçirilen ateşli çocuk hastalıklar yada genetik hastalıklardan kaynaklanabilir.

Hastalıklardan kaynaklanan renklenmeler. Bebeklik döneminde ağır bir sarılık geçiren çocukların dişlerinde mavi gri veya kahverengi renklenmeler görülür. Bebeklik döneminde, mine oluşumu sırasında geçirilen ateşli hastalıklar, kalsiyum ve fosfor eksiklikleri mine organik matrisinin salgılanma yada matrisin kireçlenme mekanizmasında bozukluğa sebep olur.

Ne şekilde olursa olsun renklenen minenin beyazlatılması bazı yöntemlerle yapılır. Beyazlatma yöntemleri genel olarak canlı dişlerde beyazlatma ve cansız dişlerde beyazlatma yöntemleri olarak sınıflandırılabilir. Canlı dişlerde beyazlatma yöntemleri, kullanılan beyazlatma maddelerine göre hidrojen peroksit beyazlatması ve aşındırma beyazlatması olarak ikiye ayrılır. Ancak bazı durumlarda her iki yönteminde sakıncaları vardır.

Beyazlatma işleminin temeli: Beyazlatma ajanının mine ve dentinin içine nüfus etmesi burada oksidasyon reaksiyonu oluşturması ve diş beyazlayana kadar renkleşmeye neden olan molekülleri serbestlemesidir.

Dişlerin doğal renkleri yıllarla, dış etkenlerle koyulaşır. Muayenehanede veya evde yapılabilen diş beyazlatma işlemi ile dişler 2-10 ton açılarak yapılır.

DENTAL BEYAZLATMA MEKANİZMASI

Dental beyazlatmada önce hidrojen peroksit mine ve dentin organik matrisine diffüze olur. Serbest köklerin elektronları eşlenmemiş olduğu için elektrofiliktirler ve sabit değillerdir. Bu kökler sabit hale geçmek için organik moleküllerin doymamış karbon çift bağlarına etki ederek elektron konjügasyonunda kesilmeye neden olurlar.

Mine organik moleküllerinin absorbsiyon enerjisi değişir. Bu moleküller daha açık renktedir. Böylece minede başlangıç beyazlaması elde edilmiş olur. Başlangıç beyazlamasından sonra, pigment içeren karbon zincirleri aralanır ve daha açık renkli zincirler oluşur. Genellikle sarı pigmentli olan karbon çift bağları, renksiz olan alkol gibi hidroksi gruplarına değişir.

Beyazlatma ilerledikçe sadece hidrofilik renksiz yapıların kaldığı bir noktaya gelinir. Bu minenin doygunluk noktasıdır. Beyazlama bundan sonra yavaşlar ve işleme devam edilirse proteinlerin ve karbon içeren diğer maddelerin karbon iskeletini yıkmaya başlar. Mine kaybı başlar ve geri kalan madde CO2 ve suya dönüşür. Bu nedenle diş hekimi doygunluk noktasını çok iyi hesaplamalıdır.

İKİ DEĞİŞİK DİŞ BEYAZLATMA YÖNTEMİ VARDIR;

Birincisi: Ev yöntemi

  • Hekimin ağızdan ölçü alıp, dişlerinizin üzerine takabileceğiniz ince lastik kalıpları hazırlatması,ve
  • Hastanın kendisi için hazırlanmış özel kalıbın içerisine ilaç yerleştirerek bu kalıbı beyazlatılacak dişlerin üstüne günde en az 6 – 8 saat takması

İkincisi: Ofis yöntemi

  • Beyazlatıcı ilacın deneyimli olan bir hekim tarafından diş üzerine yerleştirilmesi,
  • İlgili dişin üzerine beyaz renkli ışık kaynağı belli bir süre tutulması.
  • Bu seçenekte sonuç hemen işlem sonrası gözlenir.
  • Ayrıca bu yöntem çeşitli sebeplerden dolayı oluşan tek diş renkleşmelerini dişin içinden beyazlatmayı da kapsar.

Diş Beyazlatma (Bleaching) Yöntemleri

Diş beyazlatma (bleaching) metotları üç ana grupta toplanır:

  1. Kimyasal Diş Beyazlatma
  2. Fototermal Diş Beyazlatma
  3. Fotokimyasal Diş Beyazlatma

Kimyasal Diş Beyazlatma

Bu teknikte, diş beyazlatıcı jel, özel olarak yapılmış diş kalıpları yardımıyla dişlere uygulanır. Ancak kimyasal diş beyazlatma tekniğinin diş minesine bir miktar olumsuz etkisinin olabileceği unutulmamalıdır. Çeşitli kozmetik ürünler arasında da satılabilen bu kimyasallar mutlaka bir dişhekimi gözetiminde kullanılmalıdır.

Fototermal Diş Beyazlatma

Bu yöntemde de yine bir miktar özel bir jel kullanılır. Ancak önceki metottan farklı olarak yüksek enerjili özel bir ışın demeti yardımıyla uygulanır. Işık kaynağı bir seri LED veya diyot-lazer den oluşabilir. Yine bu yöntemde de muhtemel olumsuz etkilerin olabileceğinden mutlaka dişhekimi gözetiminde yapılmalıdır.

Fotokimyasal Diş Beyazlatma

Bu diş beyazlatma yönteminde, beyazlatma jeli bir UV-lamba (mavi ışık) veya bir KTP lazeri (yeşil ışık) kullanılarak aktive edilir. Bu metodu diğerlerinden ayıran özellik ise kullanılan ışık kaynağının da ayrıca dişi beyazlatıcı etkisinin olmasıdır (foto oksidasyon). Bu uygulama, dişler üzerinde daha derin bir beyazlatma sağlar. UV-Işık kullanırken çevre dokular (dudaklar, dişetleri, dil vb.) muhtemel yanık yaralanmalarına karşı iyi korunmalıdır. KTP lazeri kullanırken ise yanma riski yoktur, ancak dişetleri beyazlatma jelinin sızıntılarına karşı korunmalıdır (gingiva block). KTP lazeri ile beyazlatmanın büyük bir avantajı da; geniş bilimsel araştırmalar sonucunda diş minesi üzerinde yan etkilerinin gözlenmemiş olmasıdır. Diş beyazlatma işlemi sonrasında yapılacak florid uygulanması diş minelerini güçlendirir ve çürümeleri önler.

Read more